Habertürk Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Fatih Altaylı 7 gazetecinin Fethullah Gülen'le görüşmesini masaya yatırdı.
Altaylı, gazetecilik saikiyle gitmişlerse görüşmeyi yazmaları gerektiğini belirtti.
İşte o yazı:
BİLMEM takip ettiniz mi, bir süredir bazı gazeteler, bazı yazarlar ve bazı internet sitelerinde sert bir "yalancılık" tartışması yürüyor.
Bir grup yazar, bir grup yazarı suçluyor, "Yalancısın" diyor, "Ben öyle bir şey demedim" diyor, bazıları, "İşin doğrusu budur" diye yazıyor.
Tartışma sürüyor.
Tartışmanın konusu, bir grup gazetecinin "okyanus ötesi" ziyareti.
Başka bir deyişle "Pennsylvania" gezisi.
Adlı adınca söylemek gerekirse Fethullah Gülen'i görmeye gitmeleri.
Bu gazetecilerin Gülen'le görüşmeleri sırasında söyledikleri iddia edilen sözler, takındıkları iddia edilen tavırlar, yaptıkları iddia edilen jestler de tartışmanın ve suçlamaların konusu.
Kendi pozisyonumu baştan koyayım.
Fethullah Gülen'in özellikle yurtdışındaki eğitim faaliyetlerini çok takdir ediyorum.
Haritada yerini bile bulamayacağımız yerlerde "Türk okulları" açmaları, oralara Türk kültürünü taşımaları çok hoşuma gidiyor.
Türkiye'de cemaatin kendi içindeki dayanışmasını saygıyla karşılıyorum.
Ama Türkiye'de siyasete müdahil olma çabalarını anlamsız buluyorum.
Yıllar önce, henüz daha Türkiye'deyken daveti üzerine, Üsküdar'da yaşadığı mekânda birlikte yemek yediğimiz Gülen'in siyasete müdahil olmak isteyebileceğine de aklım yatmıyor.
Ne var ki, görünen köy ortada, benim aklım yatsa da, yatmasa da!
Fakat benim asıl söyleyeceğim bu değil.
Aklımın ermediği başka bir şey.
Bizim gazeteci arkadaşlar neden Gülen'i görmek için sıraya girmiş vaziyetteler.
Bir gazeteci elbette Türkiye'nin siyaset, ticaret ve eğitim alanında etkili bir grubunun liderini görüp tanımak ve konuşmak ister.
Ama bunu "gazetecilik" saikiyle ister.
Yani bir anlamda röportaj yapmak, izlenimlerini yazmak, bilgi almak ve bu bilgilerini okurlarıyla paylaşmak üzere ister.
Bu görüşmelerde elde edeceği bilgileri yazmamak, yazamamak, gerçek bir gazetecinin "kurdeşen" dökmesine neden olur.
Fakat bakıyorum da bizim gazeteciler, bu ziyaretlerin içeriğini yazmamak ve paylaşmamak konusunda adeta bir "omerta" uyguluyorlar.
Açıkçası ben buna "gazetecilik" diyemiyorum ve bu nedenle de bu ziyaretlerin "hangi amaçla" yapıldığını anlayamıyorum.
"Biz cemaat mensubuyuz ve gazeteci değil, cemaatin üyeleri olarak oradayız" diyorlarsa o başka.
Eğer bu ziyaretler gazetecilik faaliyeti değilse, gidenler de kendilerini cemaat mensubu olarak görmüyorsa, bu "kapalı" ziyaretlerin, geçmişin güç odaklarına yapılan "gizli" ziyaretlerden ne farkı var.
Geçmişte o ziyaretleri yapanları niye suçluyoruz o zaman!